Anadan babadan zengin değilsen bu ülkede ya da illegal yollardan kazanmıyorsan işin çok zor arkadaş. Herkes yok o dükkanda tanıdık olsun yok bu mahallede bilmem kim abim olsun diye geziniyor ortalıkta. Çocuğum iş bulamıyor bir torpil bulunda bilmem ne şirketinde işe başlasın yavrum. Zaten memleketin başındakilere hiç dil uzatmıyorum, nefesim yetmez. Kısacası herkes bir şekilde işini yaptırmasını biliyor bu ülkede. Öyle ya da böyle, zengininden fakirine allem ediyor kallem ediyor buluyor bir yolunu. Zehir gibi aklımız var maşallah. Aman nazar değmesin...
Baştan belirteyim bu seferki derdim yurt dışı çıkış prosedürü ile ilgili. Yeşil pasaportlu arkadaşlara yazı sonuna kadar konuşma hakkı tanımıyorum. Tıpkı yoksulluk çekmemiş bir zenginin anlamayacağı gibi, vize derdini çekmeyenler de bizim gibi gri pasaportluları anlayamazlar. Çeken bilir arkadaş...
- Merhaba, ben 3.Dünya ülkesinden `hususi pasaport`. Dinim islam görünmekte ama başım açık, henüz kapanmış değilim. Domuz eti yemem ama alkol kullanırım. Çok acıkmışsam domuz eti de olur, gavur ellerde olacağım ne de olsa. O biçimim yani. Hayır, ulaşım için deve kullanmıyoruz, bizim de sizler gibi dört tekerlekli arabalarımız var. Yemeğimizi de elle yemeyiz, çatal-bıçak kültürü nedir biliriz. Tabii balıktır, kanattır onlar ayrı, bir güzel kollar sıvanır hatta yemeğin sonunda parmaklar bile yalanır. Hayır, babamın 4 karısı yok, bir tek canım annem var. Ben de sizler gibi yabancı dil biliyorum. Hatta belkide avrupalı bir çok insandan daha çok yere gittim, daha çok yer gezdim, daha çok şey gördüm. Keşke elinizdeki fırsatın kıymetini kaybetmeden önce anlayabilseniz de şu kısacık ömrünüzde bunu iyi değerlendirebilseniz. Ama gelin görün ki siz AB üyesi vatandaşları benim oralara gelebilmem için neler çektiğimi bilmiyorsunuz. Bize ne kardeşim gelmeseydin diyenlerinizi duyar gibiyim. Asıl ben diyorum: Bana ne kardeşim, siz elinizi kolunuzu sallaya sallaya geziyorsanız ben de gezeceğim.
AB Bakanımız uzun süren bir süreçten sonra resmi olarak vizelerin kaldırılması çağrısında bulunmuş. Tebrik mi edeyim güleyim mi bilemedim. 26 Nisan`da AB İç İşleri Bakanlığı toplanacakmış ve durum değerlendirmesi yapacakmış. Nası da güzel insanı umutlandırıyorlar. Bir dönem de AB`ye ha girdik ha gireceğiz diye geçiriyorduk günlerimizi. Sonrasında unuttuk gitti. Aslında bu haber bana 1962 yılının manşetini anımsattı: Üniversitelere Giriş İmtihanları Kalkacak. İşte buna gülerim. Hayallerinizi yıkmak gibi olmasın ama bakınız yıl 2012 aynı manşet gene gündemde. Canım ülkem bir arpa boyu yol alamamış yine...
Param var, vize ücretimi ödüyorum, yurt dışı çıkış pulumu alıyorum, vize başvuru görüşmesi için ayrı paramı yatırıyorum, kalacağım yerin rezervasyonudur uçak biletidir tren biletidir önceden alıp,gösteriyorum. Görüşme için banka hesaplarından tutun da anamın babamın yastık altındaki altınlarına kadar her türlü belgeyi önlerine seriyorum, görüşme sırasında sorulan tonla abuk soruyu büyük bir sabırla cevaplıyorum, donumun rengine kadar her şeyi bilen aramızda yalnızca ince bir camın bulunduğu kendini bir şey sanan sevgili görevlimiz o gün havasında olmadığı için elinin tersiyle ‘bugün git, yarın gel.’ yapıyor size. Gel de çıldırma...
Diyeceğim o ki, 26 Nisan'dan bir beklentim olduğundan değil ama, hani olurda bir gün bir ihtimal AB ülkelerine seyahat özgürlüğümüzü kazanırsak gidip o ince camın arkasındaki görevliye önce o başvuru kağıtlarını yedirmeyi ardından da Avrupalı arkadaşlara nanik yapıp elimi kolumu sallaya sallaya gezmek istiyorum.
Biri konsolosluk mu dedi, mümkünatı yok “Daha da gelmem”...
