Kendimi bildim bileli Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında. Bir arpa boyu yol alamadan yıllardır bununla övünüp duruyoruz. Yok efendim ekonomimiz gelişmekteymiş, yok efendim okuma-yazma oranımız artıştaymış, şöyleymiş böyleymiş. Biliyorsunuz pek bir severiz böbürlenmeyi. Yarım yamalak okuduğumuz hatta bazen sadece resimlerine baktığımız gazete ve dergilerdeki haberleri hava atarak başkalarına satmayı iyi biliriz. Ancak yazıktır ki halk olarak uyumaya ve uyutulmaya yatkın bir bünyemiz var. Gözü kapalı her söylenene inanıyoruz. Dolayısıyla da yolda kötü karakterdeki dizi oyuncusunu gördüğümüzde yüzümüzü ekşitip, lafımızı esirgemiyoruz kendisinden. Peki kadın popülasyonunun %49 olduğu bir ülkede, yıllardır gelişmiş ülke vasfını kazanmaya çalışan ve bu yolda büyük adımların atıldığının düşünüldüğü bu yerde nasıl oluyor da hala dehşet verici kadın haberlerine rastlıyoruz. Yıl olmuş 2012 biz hala kocası tarafından dövülen, kan davasında öldürülen, para karşılığı evlendirilen kadınların dramını izliyoruz. Hem de gayet normal bir şeymiş gibi. Tıpkı her gün şehit olan askerlerimizi aynı soğuk kanlılıkla izlediğimiz gibi. Ne olmuş yani diyoruz, bir iki 'cık cık'lıyoruz sonra kanal değiştirip dizimize devam ediyoruz. Aman ne güzel, kaçmasın o dizi. Beyinleri uyuşturmaya devam edelim!
Burada dikkat çekmek istediğim nokta; gerekli eğitimi alamamış, özgüveni ve gücü olmayan, rızası olmadan evlendirilen, itilen kakılan, dayak yiyen, tacize uğrayan, kullanılan ya da kullandırılan ve buna benzer birçok haksızlığa maruz kalan kadınların ve onların toplumdaki görünmezlikleri değil. Aksine; eğitimini almış, etrafında ne olup bittiğini idrak edebilecek düzeyde, akıllı, güçlü, çağın gelişmelerine ayak uydurabilen ve topluma `ben de buradayım.` mesajını verebilen kadınlara sesleniyorum. Sizler ki belli bir noktaya gelebilmiş kadınlar olaraktan, hemcinslerinizin bu denli ezilmesine ve yok edilmesine karşı ne yapıyorsunuz? Güçlünün ama haksızın yanında mı duruyorsunuz yoksa ezilen ve hakkını aramaya ne gücü ne de cesareti olanın mı? Demiyorum ki gelin birlik olalım, erkekleri yakalım, yıkalım, yok edelim. Her şeyin fazlası da azı da zarar. Kim ister ki sırf kadınlardan oluşan bir dünyada yaşamak. Düzeni bozmaya hiç gerek yok. Ancak en azından dengenin sağlanması için yardımda bulunabiliriz. Erkeklerin yanında kadınca kimliklerimizle var olmayı öğrenebiliriz. Kadın olmaktan gurur duyup aslında ne kadar güçlü olduğumuzun farkına varabiliriz.
İşte bu noktada `biz` devreye giriyoruz. Kim bu `biz`den kastım? Gücünün farkına varmış ve bunu kullanmayı bilen kadınlar. Gelin dizilerden paslanmış kafaları parlatalım, gelin kadınları mutfaktan çıkartalım. Belki de en önemlisi gelin kadınlarımızı evin sınırları dışına çıkartalım. Başı dik, güvenle ve emin adımlarla yürüyen birer birey haline getirelim. Yardıma ihtiyacı olan kadınlara el uzatacak olanlar yine biz kadınlarız, bir başkası değil. Kadına şiddete dur demenin zamanı geldi de geçiyor bile. Ülkemizde her bir mitingin, eylemin, veyahut yürüyüşün olaylı geçtiğini biliyoruz. Her seferinde dayak yiyor, biber gazına maruz kalıyor ya da yaka paça karakola götürülüyoruz. Dolayısıyla nerede görüyoruz bir topluluk aman başıma bir şey gelmesin diyip sıvışıyoruz mekandan. Kadına şiddete son pankartlı yürüyüşümüzde kaç kişi vardı emin değilim ama sesimizi duyurduğumuzdan eminim. Kaçmakla bir yere varamayacağımızı anlamamız gerekiyor artık. Günde ortalama 3 kadının öldürüldüğü ülkemizde harekete geçmek için sıranın size gelmesini mi bekliyorsunuz?
Gazetelerdeki resimler değil de yazılar çeksin artık dikkatimizi. Arka sayfa güzelini değil de köşe yazılarını dört gözle bekleyelim. Saatlerce televizyona kitlenmek yerine kitap okumayı tercih edelim mesela. Kendimizi yine kendimiz geliştirelim. Gecenin bir yarısı komşunuzdan çığlıklar yükselirken kulaklarınızı tıkamak yerine yetkili kişilere haber vermesini bilelim. En azında ne yapmamız gerektiğini bilelim. Destek olalım, yardım edelim, bilgilendirelim, paneller düzenleyelim ve katılım gösterelim. Birlik olalım, güven verelim, haber edelim. Her zaman için umudun içimizde bir yerlerde olduğunu bilelim. En karanlık zamanların bile bir aydınlığı olduğunu kendimize hatırlatalım. En umutsuz anımızda bile bilelim ki yalnız değiliz. Hiç olmadık! Aksine gittikçe büyüyen bir kalabalığız. Ülke gelişmiş ülke konumuna gelemeyebilir belki ama biz yine bizim olan özgürlüğümüzü geri kazanabiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder