Urfa’ya gelip de güzelim çarşıların içinde kaybolmadan olmaz. Haşimiye Meydanı yakınlarındaki çarşıya daldığımızın farkındaydım ancak bir yılan gibi kıvrılan çarşının kollarından Gümrük Hanı’na nasıl çıkılır, kesin bir yol tarifi veremiyorum. Sağlı sollu dükkanlarıyla kapalı çarşıyı anımsatan bu çarşıda yok yok. Baharatlar, çanak çömlek, allı pullu elbiseler, renk renk entariler, kebapçılar, şerbetçiler… Kaybolsanız da keyifli bir yolculuk olur. Siz yine de saatlerinizi harcamak istemiyorsanız çarşı içerisinde bir bilene sorun nasıl gidilir bu Hana diye. Malum gezip görülecek yer çok. Nitekim varmıştık soluklanacağımız yere. İki katlı bu Hanın kare avlusunu kahvehaneden bozma çay bahçesine çevirmişler, ağustos ayının sıcağını az da olsa ferahlatsın diye ara ara su püskürtüyorlar. Yeşillik içindeki serin avluyu görünce attık kendimizi bir masaya. Tabi masa bulmak kolay değil, yerden bitme ata biner gibi oturduğumuz taburelerimizle karıştık yerli halkın arasına. Çoğunluğun erkek olduğu avluda okey taşlarının sesi, yapılan koyu muhabbetler ve alınan siparişlerin bağırarak ustalara bildirilmesi harman olmuş, şakıyordu. Bir cümbüşün ortasına düşmüştük. Keyifli bir cümbüş…
1563 yılında Urfa Sancak Beyi Halhallı Behram Paşa yaptırmış hanı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan bu handa iki farklı renkte taş kullanılmış. Bundan ötürü de “Alaca Han” adıyla da bilinirmiş. Etrafı kısaca bir kolaçan ettikten sonra masamıza konan soğuk sularla kendime geldim. Sipariş vermemiz bekleniyordu. Normalde kahveyi sevmememe rağmen adını sanını hiç duymadığım bir kahve sipariş ediyordum, “Menengiç Kahvesi”. Yöreselmiş, özelmiş.
| Menengiç |
Kısa bir bekleyişin ardından gelen kahvelerimizi görünce ufak çaplı bir hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Bölgeye özgü fincanlarda gelmesini beklediğim Menengiç Kahvesi normal Türk Kahvesi kıvamında yine normal kahve fincanlarında gelmişti. Ancak ardından gelen aromanın kokusu hayal kırıklığından eser bırakmadı. Kahvenin tadı tam anlamıyla Antep Fıstığıyla aynı tattı. Meğer Menengiç Kahvesi Antep Fıstığı ağacına aşılanıp da elde edilebiliyormuş. Aslen menengiçten yapılan kahve, bazı yerlerde içine bir parmak Antep Fıstığı katılarak da yapılıyormuş. Anlayacağınız tadı kahve gibi değil, sütlü Antep Fıstığı gibi. Adının ‘kahve’ olduğuna bakmayın. İçerisinde kafeinden eser yok. Ancak tarif edemediğim bir şey daha vardı tadını yeni keşfettiğim kahvede, ağzı yormayan yanında su içme ihtiyacı oluşturmayan bir tattı bu. Saf Antep Fıstığı olması imkansız dedim kendi kendime. İçtikçe doyamıyordum tadına. Zaten bir ikincisini çoktan sipariş etmiştim.
| Menengiç Kahvesi |
Ortalıkta sipariş getir götürü yapan elemanlardan birini çevirdik masamıza dedik anlat bakalım nedir bu kahvenin sırrı. Genç çocuk başladı iri gözlerini aça aça anlatmaya. Sanki bir sanat eseri yaratıyordu anlattığıyla. O denli mühim bir mevzuydu. O anlattıkça ben not alıyordum. Dedim ya isminin ‘kahve’ olduğuna bakmayın, kendisi macun gibi bir şey, pekmez kıvamında. Kullanıma hazır hale getirildiğinde pekmez kıvamını alıyormuş Menengiç. Ehh, bir çok derde deva olduğunu da bilmem belirtmeme gerek var mı? Zaten muhabbetimiz sonlandığında, bir kutu Menengiç Kahvesi almak için dükkana doğru yolda olan yine bendim.
İşte tarifini merak edenlere;
- 1 yemek kaşığı süt tozunu cezveye koyuyorsunuz.
- Tatlı kaşığı ya da yarım tatlı kaşığı (şekerli olduğu için ayarı size kalmış) Menengiç Kahvesini ekliyorsunuz.
- 1 fincan sıcak su
İsteğe göre şeker ilavesi yapılabilir. Israrla normal süt yerine süt tozu koyulması gerektiğini belirttiler. Ancak arzu ettiğiniz üzere normal süt ile de yapabilirsiniz. Önemli noktası sütün sıcak olmasına dikkat edin. Gerisi bildiğimiz normal kahve pişirme sanatı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder