Göbekli Tepe, Şanlıurfa'nın 20 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Bölgeye ulaşmak için her ne kadar yeni yol yapılmış olsa da bir araca ihtiyacınız var. Erken başlanan bir günde Göbekli Tepe’ye doğru yol alırken gördüğüm kuraklık, bölgeye 5 km kala kendini yeşilliğe bırakmıştı. Bölgenin en büyük sorunlarından biriydi kuraklık. Bitmek bilmeyen GAP projesiyle bölgenin problemi çözülmeyi hedeflenmişti. Topraklar yeniden verimli olacaktı. Toprak ana yeniden doğumuna başlayacaktı. Kurulmuş sulama sistemini gördüğümde suyun ne büyük nimet olduğunu düşündüm. Aslında susamıştım... Ancak elimdeki bir şişe buz gibi suyu bölgeye ulaşmadan bitirmek istemiyordum. Şayet susuz kalırsam Göbekli Tepe’yi gezmek bir işkenceye dönüşebilirdi. Yolun kenarında olabildiğince uzanan, kana kana sularını içen yeşilliğe nazaran şişemden bir yudum su almakla yetindim. İşte karşımdaydı tepe. Göbekli Tepe... Tarihin sıfır noktası...
Göbekli Tepe tarih olarak bulunan şimdiye kadarki en eski yerleşim birimi, M.Ö 9600-8200. Arkeolojik buluntuları birkaç tepeyi ve tepelerin arasında bulunan çöküntü alanlarını kapsamakta. Harita üzerinde düşünecek olursak dağ ile çöl arasındaki sınır boyunca kıvrılarak uzanan Bereketli Hilal'in* kuzey ucunda yer alıyordu. Bu tepeden kuzeydoğuya bakıldığında Karacadağ, kuzeye bakıldığında Toroslar, güneyde ise Harran Ovası görülmektedir.
Genel yapısı itibariyle T-biçimli dikilitaşlardan oluşmaktadır. Daha doğrusu bu dikilitaşlar kilit noktası oldukları için ilk onlar göze çarpmaktadır. Daire planlı bu dikilitaşların merkezinde her zaman iki adet diğerlerine nazaran daha büyük T-biçimli dikilitaş bulunmaktaydı. Heidelberg Üniversitesi’nin yürüttüğü arkeolog Klaus Schmidt tarafından 1995’den bu yana devam eden kazı çalışmaları gösteriyordu ki dikilitaşlar neolitik dönem yapılarında saptanan tipik mimari düzeni tekrarlamış, yalnızca ikincil kullanım için yerlerinden taşınmıştı. Bu taşların üzerinde ise merak uyandırıcı kabartma motifler görülüyordu. Yılan, koç, pelikan, tilki, boğa, aslan, leopar, yaban domuzu, akrep, turna kabartmaları ve yer yer insan motifleri şimdilik gün ışığına çıkanlardan. Suyumdan bir yudum almak için elimi şişeme götürdüğümde çoktan şişeyi yarıladığımı fark ettim. Kendimi kaptırmışım demek ki… Gördüğüm bu motiflere bir anlam veremediysem de dönemin yerlilerinin avcı ve toplayıcı olduğu düşüncesi aslında açıklıyordu motiflerin nedenini. Yine de ben anlamlı bir şeyler bulmak, bir hikaye çıkartmak istiyordum. Ancak güneşin altında sıcakta, bitmek üzere olan suyumla daha fazla dayanamadım ve gezintime kaldığım yerden devam ettim.
Eşsiz bir manzarası olan Göbekli Tepe’nin en üst kısmında ise tek başına göğe yükselen bir dilek ağacı bulunmakta. Tepeden bölgeyi kuş bakışı gören bu ağacın dilekleri gerçekleştirip gerçekleştirmediği bilinmez ama gölgesinde size huzur verdiği bir gerçek. Uzak mesafeden dahi görülebilen bu ağaç Göbekli Tepe’nin coğrafi konumu gösteren bir işaret gibidir. Kazı alanını bir bütün olarak görmek isterseniz mutlaka buraya tırmanmalısınız.
*Bereketli Hilal; Güneyde Arabistan Çölü ile kuzeyde Doğu Anadolu dağlık bölgesi arasında yer alır. Eski Babil toprakları ile hemen yakınındaki Elam'dan (bugün İran'ın güneybatısı) Dicle ve Fırat ırmakları ile Asur topraklarına kadar uzanır. Zağros Dağlarından, batıda Suriye üzerinden Akdeniz'e, güney yönünde de Filistin'in güneyine kadar olan toprakları içine alır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder